Kapat
Gönderiliyor...
Arşiv

Güncel Haberler

4. İstanbul Tasarım Bienali'nin küratörü belli oldu | 11.07.2017 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin başlığı ve teması açıklandı | 01.12.2015 TEMA METNİ | 01.12.2015 2. İstanbul Tasarım Bienali Felis Ödülü'nü kazandı | 24.11.2015 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin küratörleri Beatriz Colomina ve Mark Wigley oldu | 27.05.2015 9. Avrupa Tasarım Konferansı ve Ödülleri Töreni İstanbul’da gerçekleştirildi | 25.05.2015 Avrupa’nın önde gelen iletişim tasarımcıları İstanbul’da buluşuyor | 14.05.2015 2. İstanbul Tasarım Bienali sona erdi | 28.04.2015 2. İstanbul Tasarım Bienali Cumartesi günü açılıyor | 30.10.2014 Rehberli Turlar | 28.10.2014 'Bizimle Konuşun' Panel ve Söyleşiler | 24.10.2014 Atölyeler | 24.10.2014 Film Gösterimleri | 24.10.2014 Tasarımcı ve Projeler Listesi | 23.10.2014 Akademi Programı | 21.10.2014 Çocuk ve Genç Atölye ve Etkinlik Programı | 14.10.2014 Tasarım Rotaları | 09.10.2014 “Kadıköy’den Bul Kadıköy’de Buluştur” projesinde yer alacak
5 kent mobilyası belirlendi | 29.09.2014
Bienal hazırlıkları Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda başladı | 17.09.2014 2. İstanbul Tasarım Bienali Milano’da | 09.04.2014 John Heskett hayatını kaybetti | 27.02.2014 Bienalin teması açıklandı: 'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil' | 13.11.2013 2. İstanbul Tasarım Bienali başvuruları | 13.11.2013 'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil' | 13.11.2013 2. İstanbul Tasarım Bienali'nin küratörü belirlendi | 26.07.2013 'Adhokrasi' sergisi İstanbul'un ardından New York’ta | 18.04.2013 İstanbul Tasarım Bienali’nde görev değişikliği | 21.03.2013 1. İstanbul Tasarım Bienali sona erdi | 12.12.2012

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil'

2. İstanbul Tasarım Bienali, "Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil" başlığı altında şu sorunun cevabını arıyor: “Şu anda gelecek nedir?”. Bienal, tasarımcıları manifesto üzerine yeniden düşünmeye, bu güçlü ve verimli janrı nereden geldiğimiz, nerede bulunduğumuz ve nereye gittiğimiz konusunu yeniden ele almak için bir platform olarak işe koşmaya davet ediyor.

Tarih boyunca manifestolar sınırsız diyaloğu besleyen ve radikal bir süreç olarak sorgulamanın peşinden koşan hedef beyanları olarak işlev gördü. Manifestolar çoğunlukla beyanla arzu arasında bir yerde duran metinler olarak üretildi. Peki bugünün bağlamında manifestoyu tasarımda eleştirel düşünce için bir katalizör olarak nasıl geri kazanabiliriz? Manifesto bir eylem, bir hizmet, bir kışkırtma veya bir nesne olarak yeni baştan icat edildiğinde, hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara yönelik özgün ürünler oluşturmak yolunda hangi yeni ihtimalleri barındırabilir?

Hızlı bir dönüşümden geçen İstanbul, tasarıma ve tasarımın günlük hayatla ilişkisine dair alternatif düşünce üretmenin merkezlerinden biri. Dolayısıyla, dünyamızın yeni koşullarına cevap veren çeşitli tasarım fikirlerini buluşturacak bir bienal için ideal yer. Şehri projeler, konuşmalar, atölye çalışmaları, yayınlar ve eylemler için olduğu kadar online inisiyatifler oluşturmak için de dinamik bir uzam olarak kullanacak olan bienal, toplumun yeteri kadar incelenmemiş veya göz ardı edilmiş yönlerine odaklanan ve tasarlanmış, kurgulanmış ve sayısallaşmış çağımız hakkında araştırma ve fikir alışverişini kışkırtacak yeni tutum ve duyarlıkları teşvik eden uluslararası projelere yer verecek.

“Manifesto” kelimesi, Latincedeki “belirtmek, açığa çıkarmak” anlamına gelen manifestare fiilinden türetilmiştir ve “görünür kılma” eylemine işaret eder. Manifestolar, hızlı bir değişim ve sorgulamanın yaşandığı, mevcut şartların geleceğe dair çoklu vizyonlar oluşturma potansiyeli sunduğu anlarda ortaya çıkar. Tarihin üretken anları, değişimden korkanlara göre değildir; 20. yüzyıl başında ortaya konan manifestoların birçoğu kolektif eylemden taraf olmuş ve yeni bir başlangıcın mümkün olması için şiddeti, yıkımı ve toplumsal kopuşu talep etmiştir (Fütürist Manifesto, F. T. Marinetti, 1909; Süsleme ve Suç, Adolf Loos, 1910). Bazıları da bir disiplini mekâna özgü analiz aracılığıyla yeniden düşünmenin (Las Vegas’tan Öğrenmek, Robert Venturi, Denise Scott Brown, Steven Izenour, 1972) veya içinde yaşadığımız dünyanın yeni bir portresini oluşturmak için geçmişi ve şimdiyi buluşturmanın (Çılgın New York, Rem Koolhaas, 1976) yollarını aramıştır. Başkaları ise ideal pratikler ve alternatif metodolojiler önermiştir (İyi Tasarım için On Prensip, Dieter Rams, 1980’ler; Eleştirel Tasarım, Anthony Dunne ve Fiona Raby, 1999). Onları ortaya koyan tasarımcılar kadar çeşitlilik arz eden tasarım manifestoları bir dizi konuyu ele almışlardır: ekoloji, bilim-kurgu, sürdürülebilirlik, oyun, renk, giyim, sorumluluk, şehircilik, normalcilik, DIY (kendin-yap), hikâye anlatıcılığı, alternatif metodolojiler, açık kaynak ve pesto sos!

Ne var ki 20. yüzyılın sonuna gelinmesiyle beraber manifesto çağının da sona erdiği hissedilmeye başladı. Manifestonun miadının dolduğu, tarihe karıştığı düşünülür oldu; ütopyacı proje artık ne güncel ne de yeterli görünüyordu. 21. yüzyılı katederken, acil meselelerin ve özellikle de küresel eşitlik dengesinin tekrar ele alınabilmesini sağlayacak yeni diller, formlar ve yöntemler aranıyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönem, manifestonun ne olabileceği üzerine tekrar düşünürken, manifestoyu tekrar gündeme almak, onun düşünceyi ifadeye büründürme gücünden ve önemli soruları çerçeveleme yetisinden yararlanmak için de uygun bir zaman.

Fikir tohumları ekmeyi, diyaloğu ve tartışmayı teşvik etmeyi amaçlayan bu bienal, iki aşamalı bir çağrı yoluyla seçilecek yeni sipariş ve çalışmaları sergileyecek (ayrıntılar için aşağıya bakınız). Bienal, geleceği hayal ederken gündelik gerçekliklere yaslanabilen tasarımları ve dünyayla ilişkiye geçme, dünyayı görme ve anlamlandırma biçimlerimizi dönüştüren yenilikçi yaklaşımlar benimseyen projelere yer verecek. Bugünün tasarım çalışmalarının bir portresini çizmeyi hedefleyen bienal, tasarım alanının günümüz dünyasıyla kesiştiği, çoğunlukla beklenmedik noktaların haritasını çıkaracak: beslenme, barınma, sağlık ve güvenlik gibi temel insani ihtiyaçların yanı sıra, aşk, oyun, korku, ihtilaf, bereket, sürdürülebilirlik, hareketlilik, erişilebilirlik, toplum ve jeopolitika gibi daha az elle tutulur konularla tasarım dünyası arasındaki kesişmeler.

Bir yandan yeni bir gelecek hayal ederken öte yandan kendini geçmişin üzerine inşa edip aynı zamanda onu yeniden yorumlayarak değişime önayak olan ve böylelikle süreç içinde her ikisini de değişime uğratan manifestolar (metinler, eylemler, hizmetler, nesneler veya başka şeyler) arıyoruz. Bienal, büyük iddiaların ve yüksek seslerin altını çizmekle yetinmekten ziyade; incelikli, katmanlı yaklaşımları, tasarımın rolünü sorgulayan, konuya çok çeşitli bakış açılarından, kuşaklardan ve yerlerden yaklaşan alternatifler öneren manifestoların peşinde. Ne bir amaca ulaşmanın aracı ne de kendi içinde bir amaç olan bienal, etkileşimi ve katılımı teşvik ediyor. Bu aynı zamanda, tasarımın farklı pratikler içinde değişen kapsamını araştırmak ve karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlara ışık düşürmek için bir fırsat.

Tasarımcılar, size ihtiyacımız var! Bienal, tasarımcı olan veya olmayan kişileri, 21. yüzyılda ve ötesinde tasarımın taşıdığı yeni imkânları ve aciliyet noktalarını tarif etmek ve tasarımla gündelik hayat arasındaki karmaşık ama vazgeçilmez ilişkiyi vurgulamak için bakış açılarını beyan etmeye, fısıldamaya, formüle etmeye, ispatlamaya, geri kazanmaya, beklenmedik bir anda pat diye ortaya koymaya, kitle kaynağından yararlanmaya, kopyalamaya, çoğaltmaya ve/veya icat etmeye davet ediyor.

Zoë Ryan, Küratör, 2. İstanbul Tasarım Bienali
Meredith Carruthers, Yardımcı Küratör, 2. İstanbul Tasarım Bienali

TASARIM MANİFESTOLARI İÇİN ÇAĞRI
Geçtiğimiz yirmi senenin tasarım manifestolarının eleştirel bir okuması, ekoloji, bilim-kurgu, sürdürülebilirlik, oyun, renk, giyim, sorumluluk, şehircilik, normalcilik, DIY (kendin-yap), hikâye anlatıcılığı, alternatif metodolojiler, açık kaynak ve pesto sos gibi çok çeşitli konuları ele alan karmaşık ve disiplinlerarası bir dizi yaklaşımı ortaya seriyor.

Peki çağdaş tasarım manifestoları nedir?

Daha kıvrak, daha hafif, daha ucuz veya daha hızlılar mı? Kurnaz, uyanık, meraklılar mı? Geçmişten −ve şimdiden− fikirler devşiriyorlar mı? Duyarlılar mı: Çeperlere bakıyor ama aynı zamanda merkezi de kazıyorlar mı? Empati kurabiliyorlar mı: İnsanlarla enformasyon, nesneler, ritüeller ve hizmetler arasında yeni ilişkileri besliyorlar mı? Parçaların birleşiminden mi oluşuyorlar: Çoklu kaynaklardan besleniyor ve hiyerarşileri sorguluyorlar mı? Savunuculuk yapıyorlar mı: Toplumsal altyapıları yeni hedefler doğrultusunda harekete geçiriyorlar mı?

Toplumun yeteri kadar incelenmemiş veya göz ardı edilmiş alanlarına ışık düşürecek ve tasarlanmış, kurgulanmış çağımız hakkında daha fazla araştırma ve fikir alışverişini kışkırtacak yeni tutum ve duyarlıkları teşvik eden manifestoların (metinler, eylemler, hizmetler, nesneler veya başka şeyler) peşindeyiz. Bir yandan yeni bir gelecek hayal ederken öte yandan kendini geçmişin üzerine inşa edip aynı zamanda onu yeniden yorumlayarak değişime önayak olan ve böylelikle süreç içinde ikisini de değişime uğratan başvuruları bekliyoruz. Sizin katkılarınızla, tasarımın etrafımızdaki dünyayı kavrayışımızı ve onunla ilişkimizi derinleştirmekte oynadığı önemli rolün altını çizerken, bir yandan da katmanlı ve incelikli, hem olumlu hem de olumsuz sonuçları baştan kabul eden ve farklı kuşak ve yerlerden fikirler içeren alternatif bir gelecek resmi oluşturmayı ümit ediyoruz.

*****

İstanbul Tasarım Bienali, tasarımla bağlantılı herhangi bir alanda çalışan kişileri katkıda bulunmaya çağırıyor. İmge, animasyon, video, grafik, diyagram ve/veya metin formunda, ama bu formlarla sınırlı da olmayan manifestolarla ilgileniyoruz. Son kertede her bir katkının formu, fikri en etkin şekilde iletme prensibiyle belirlenmelidir.

Tasarım manifestonuzu sunmak için buradaki formu doldurup, 1 Şubat 2014 tarihine kadar submission@istanbuldesignbiennial.org adresine iletebilirsiniz. 25 MB büyüklüğü aşan e-postalarınız için dosya paylaşım servislerini kullanmanızı rica ederiz.

2. İstanbul Tasarım Bienali tema metni için tıklayın.